Kimsesizliğimdeki suskunluğumu bozduğum sayılı zamanlardan birinde, yani bu gece.. Seni andım ben yine. Her ne kadar da kendime söz vermiş olsam da ismini anmama uğrunda, sayısız bozduğum yeminlerime ben yiye yenisini ekliyorum bu gece... Hatırlarmısın bana ağlayarak verdiğin sözleri, yeminleri... Ne anlama bile geldiğini bilmediğin sözleri telafuz ederken sen bana, ben ise kalbimde kopan fırtınaları dindirmeye çalışıyor olurdum o anlarda. Ben senin uğrunda canımı veririm derdin ya hani, canımı alıp gittin... Ya sen ya hiç derdin ya, işte sonunda bir hiç oldun gittin... Seni ölümüne seviyorum derdin ya, işte o yalan sevginle beni öldürüp üzerime toprak atmadan gittin... Geceler boyu sana lanet etmekten, allaha sığınıp zavallı bir şekilde lütfen ona yaptıklarının karşılığını göster demekten bıktım... Oysa aldığım haberlerde senin orda burda onla bunla gezişlerin, gördüğüm resimlerde hep o (lanet) güler yüzünle karşılaşmak, kişiliğimden etti beni... Dalımdan solmadan kopardın beni.. Oysa ben baharı yeni bulmuştum seninle, çiçek açtığımı sanmış, güneşin sonunda benide aydınlattığını, ısıttığını düşünmüştüm... Nerden bilebilirdim senin aşşalığın teki olduğunu... Gülen o yüzünün altında sahtekarlığın yattığını, nereden bilebilirdim ki... Söylesene, boşluk nasıl tanımlanır ? işte ben böyle tanımını bile yapamadığım bir boşluğun içerisindeyim şimdi... Artık günlerim gece, gecelerim zindan, uykularım işgence odası... Ben böyle bir hayatın tam ortasında senin kalleşliğinin verdiği acıyla kıvranarak eskittiğim ömrümün kırıklarını toplamaya çalışıyorum şimdileri... Elini tuttuğumda titreyen ellerimi kaçırdığım anlar aklıma geldiğinde, şuramda yanan közün verdiği acıyı tahmin dahi edemezsin... Çünkü sen Elini bile tutmaya kıyamayacağın, ben senin uğrunda ölürüm diyecek biri tarafından aldatılmadın... ALLAH ından bul diyeceğim ama senin bi ALLAH ın yokki... __________________ ****PARANOID SCHIZOPHRENIA**** Erdinç Mapçı